Arabuluculuk (Mediasyon)

Mediasyon (Arabuluculuk) Nedir?

Mediasyon (mediation), arabuluculuk; Hukuk Sistemi gelişmiş bir çok ülkede yaygın olarak kullanılan bir Alternatif Uyuşmazlık çözüm yoludur.

Bu yazıda önce arabuluculuk ve arabulucu nedir sorusuna cevap bulduktan sonra arabuluculuk sisteminin avantajları ve dezavantajlarına değineceğiz.

Mediasyon; Tarafların içinde bulundukları uyuzmaşlığı mahkeme ve yargıç önüne gitmeden çözmelerinde kullanabilecekleri alternatif bir yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır.

Arabuluculuk sisteminin esnek ve etkili oluşu mediasyonun iş yaşamı, aile, okul ve hatta milletlerarası ihtilaflarda dahi tarafları ortak noktalarda (*Fr:juste milieu) buluşturan bir yöntem olmasını sağlamıştır.

* Juste Milieu Fransızca bir terim olup, orta yol anlamındadır. Uyuşmazlığın çözümü için tarafların her ikisinin de söylediğinin olmadığı, orta bir yol bulunulduğunda ihtilafın kolayca aşılacağı prensibi ile 19.yüzyılda Fransa’da ortaya çıkmıştır. İngilizce’de “happy medium” veya “middle way” denilen, Türkçe “mutlu uzlaşma” veya “orta yol” olarak kullanılan juste milieu aynı zamanda bir çok resim akımına da öncülük etmiştir.

İhtilafları kendi iradeleri ile bir mediatörün arabuluculuğu ile çözmeye karar veren taraflar, uyuşmazlık konusunu mediatöre ileterek, tarafsız, önyargıdan uzak, mahkeme ve dava yoluna başvurmaksızın mediatör eşliğinde, sorunlarını tartışma ve kendileri için en iyi ortak çözümü bulmaya çalışırlar.

Mahkeme yargılamasında tarafların haklılığı geçmişteki emsal olaylar (emsal mahkeme kararları ve içtihatlar) ve buna uyuşmazlığa uygulanacak hukuk kuralları (kanun, tüzük, yönetmelik vd.) yargıç(lar) tarafından muhakeme edilerek karar verilir. Ancak çoğu kişi haklı dahi çıksa mahkemelerinin verdiği kararlardan tam olarak tatmin olmaz.

Uzun ve neticesi belirsiz yargılama süreci, tarafların genellikle ileride bir daha hukuki ilişki kurmalarını da imkansız hale getirmektedir. Oysa mediasyonun en önemli özelliği; taraflara, geçmişteki problemlerden arınarak geleceği, bir daha aynı sorunların yaşanmasını önleyecek şekilde planlama imkanı vermesidir. Taraflar, arabuluculuk konusunda eğitimli mediatör eşliğinde kendilerini rahatça ifade etme imkanı bulurlar. Böylece diyalog eksikliğinden kaynaklanan yanlış anlaşılmaların da ortadan kaldırılır.

Arabulucunun mesleki becerileri, görünürdeki sorunlardan çok, tarafların gerçek düşünce ve isteklerini de ortaya çıkarmakta yararlıdır. Böylelikle birbirini daha iyi anlayan taraflar, gelecekteki kararlarını daha bilinçli alma olanağı bulurlar. İsteklerin ve düşüncelerin netleştiği mediasyon sürecinde karşılıklı çözüm önerileri ve müzakere ile mahkemede ulaşılması hayal dahi edilemeyecek etkili ve adil anlaşmalara ulaşmak mümkün olabilmektedir.

Mediasyon, sihirli gücünü; gelecek odaklı olmasından, mediasyon sürecinin sonunda taraflar çoğunlukla hukuki ilişkilerini uzlaşma yaparak devam ettirdiğinden, mutluluk ve barış sağlamasından alır.

Not: Yazının buraya kadar ki kısmı tr.wikipedia.org/wiki/Arabuluculuk yazısından esinlenerek yazılmıştır.

Arabuluculuk sistemine itirazlar:

1- Kabul edilse dahi mediatörlük işi avukatlık mesleğinin tekelinde olmalıdır. Diğer bir ifade ile avukat dışındaki kişilerin mediasyon işi yapma imkanı mümkün olmamalıdır. Zira avukat ve avukatlık gerek hukuk bilgisiyle gerek saygınlığı ile arabulucu ve uzlaştırıcı fonksiyonu haiz tek meslek gurubudur.

2- Bugün Türkiye’de arabuluculuk kanunu tasarısı yasalaştırılmaya çalışılmaktaysa da bu kurumun Türk hukuku açısından pek bir faydası ve pratik bir yönü yoktur. Zaten internet dahi dikkatlice araştırıldığında, şimdiden RANT ELDE ETMEYE çalışan çok küçük bir gurup tarafından savunulmakta, çoğu hukukçu tarafından kabul edilmemektedir. Diğer taraftan mediatör avukat olduğu takdirde arabulucu tabelası asabileceği gibi avukatlık mesleği ile bağdaşmayacak şekilde reklam dahi verebilmektedir. Bu da avukatlık kanununa karşı hile olarak nitelendirilen bir hareket olduğundan yasa ile himaye edilmemelidir.

3- Kanunlarımızda zaten uzlaşma müessesesi mevcutken ve bunun avukat huzurunda yapılması öngörülmüşken, yeni bir meslek türü (arabulucu) yaratmanın anlamı olmadığı gibi, arabuluculuk sisteminden ekstra rant elde etmeye çalışanları mutlu etmekten başka işe yaramayacaktır. Zira gerek hakimler, gerek savcılar ve gerekse avukatlar yargılamanın her safhasında taraflara SULH olma yolunu önermekteyken yepyeni ve işin kötüsü hukuk ile yakından uzaktan ilgisi olmayanların yürütebileceği bir meslek türü olmamalıdır.

4- Arabuluculuk sistemi, Türk hukukuna gereksiz olduğu gibi, Türk örf ve adetlerine aykırıdır. Örf ve adetlerimizden gelen arabuluculuk yöntemi zaten kültürümüzde vardır ancak büyük bir farkla. O da aile büyüğü, mahalle büyüğü veya makbul kişinin aracılığı ile ihtilafı çözmektir. Oysa arabuluculuk sisteminde mediatörler kim olacaktır?  Sizi veya karşınızdaki kişiyi hiç tanımayan kişiler olacaktır. Bir doktor, bir avukat, bir mimar veya mühendis mediatör olarak karşınıza çıkabilecektir. İnsan hukuk ve insan psikolojisi konusunda eğitimi olmayan bir kişi tarafların uzlaşma konusunda samimi ve içten olduklarını tespit edemez.

Ayrıca hukuk sistemi açısından dahi bakıldığında uzlaşma kurumu hukukumuzdaki TAHKİM (ihtilafı hakem önüne götürmek) müessesesiyle doldurulmuştur. Arabuluculuğu savunanların pembe masallarına kanmamak, amacı iş ve meslek edinmekten başka bir şey olmayanların ihtilafı mutlu çözmek fikri ile kandırılmamak gerekir.

Yargılama korkulacak bir süreç olmadığı gibi her zaman içinde anlaşma, uzlaşma vardır. Örnekleri de bolcadır. Bugün boşanma konusunda mediatörlere giden taraflar zaten isteklerini çok daha önce birbirlerine bildirmişlerdir. Kabul ettiremedikleri için mahkemeye başvurmaktadırlar. Bugün ticarette alacak borç ilişkisinde sözleşmenin ifa edilmemesi durumunda, taraflar birbirlerine eksik edimleri bildirmekte ve talep etmektedirler. Bunun bilincinde olan taraflar ve çoğunlukla avukatlarının tavsiyesi ile zaten orta yolu bulmaya çalışmaktadırlar.Bunu da en güzel şu söz ifade eder: En kötü sulh bile en iyi davadan evladır. Bu itibarla mediasyon, arabuluculuk, mediatör gibi suni kavramlar ile uğraşılacağına, önleyici hukuk kavramı üzerine ağırlık verilmeli, ihtilafların çözümünden çok, ihtilafın önlenmesi için çalışılmalıdır. Örnek olarak, konu aile hukuku ise psikolog desteği almak, Ticari veya Cezai konularda işlemi yapmadan önce ve yaparken muhakkak bir AVUKAT desteği almak, ihtilafı çıkmadan önlemenin ön koşullarıdır. Kendini şimdiden mediatörlüğe hazırlayanların (avukat olsalar dahi), arabulucu, arabuluculuk, mediatorler gibi kelimelere ait tüm alan adlarını kendi adlarına tescil edenlerin asıl amacı mesleki rakiplerine karşı avantaj elde etmekten başka bir şey değildir.  

Bir Cevap Yazın